Sağlık Profesyonelleri için Çocuk ve Ergenler İçin Ebeveynler İçin

Görme sorunlarım migren semptomu mudur? Kör mu oluyorum?

Görme sorunlarım migren semptomu mudur? Kör mu oluyorum?

Migrenli kişilerin yaklaşık %10-15’inde kabaca ağrı öncesi bir saat veya ağrının ilk bir saatinde çeşitli nitelikte görme sorunları yaşanır. Buna tıpta haberci çığlık anlamına gelen “aura” adı verilir. Migren atakları öncesinde sadece görme sorunu olarak değil, farklı biçimlerde “aura belirtileri” olabilir. Örneğin bazı hastalarda, özellikle de çocuklarda, bir kısmı da ailevi özelik gösteren kısa süreli kol ve bacakta felç olmuş gibi hareket edememe hali, hareket merkezine ait bir aura’yı akla getirir. Benzer biçimde bedenin belirli bir bölgesinden gelen hissiyatın aksaması şeklinde kendisini gösteren hissizlik veya karıncalanma hissi duyu merkezine ait aura’yı düşündürür. Bazen konuşurken hastanın kısa süreli kekelemesi ya da kelime bulmakta güçlük çekmesi ile baş gösteren ataklar konuşma merkezine ait aura’yı akla getirir. Bazen de hastalar her atakta farklı bir aura yaşar ya da ürkütücü bir biçimde tüm bunların toplamı bir arada görülür.

Doğası gereği, felç olmuş hissi yaratır aura belirtileri. Hastayı ürküttüğü gibi, özellikle de müteakip migren karakterinde baş ağrısının olmadığı durumda, hekimi de hayli zora sokar. Felçten epilepsiye* kadar bir dizi sorunu gözden geçirip kesin teşhis konuncaya kadar pek çok tetkik gerekir gizemi çözmek için.

Auraların en sık karşılaşılan türü görme merkezi ve bağlantılarında yaşanan kısa süreli değişimin yansıması olarak ifade edilen “görsel aura”lardır. Hastalar sıklıkla bu durumu, görme alanlarının dış kısmında cam kırığı şeklinde, ya da deniz anası şeklinde haleler olarak tarif ederler. Bu cam kırığı görüntüsü üzerinde sıklıkla ışık çakmaları olur; buna, görme alanının merkezinde bulanıklık da eklendiğinde, hasta, “Kör mü oluyorum?” diye endişe eder. Daha seyrek olarak görüntülerde tamamen puslanma, gölgelenme veya net bir şekilde çift görme de hastalarımızın rapor ettiği diğer aura şekilleridir. Bu auralar yüzyıllar boyu gerek hekimlerin gerekse sanatsal becerisi olan hastaların ilgi odağı olmuş ve migrene olan ilgide hatırı sayılır rol oynamışlardır. Hatta iyi bir gözlem gücü olan Dr. Lashley, 1941’de migren atağı sırasında olayın görme merkezinden başlayarak beyindeki seyrini gözlemlemiş ve beyin kabuğunda görme merkezinden başlayarak içeriye doğru dakikada 3 milimetre hızla ilerleyen elektriksel değişimin aura’ya sebep olduğunu gözlemlemiştir. Bu gözlem, tamamen klinik takip ve çok iyi anatomi bilgisi ile yapılan ilgi çekici bir bilgi olmuş ve tıp dünyasında nice kuşaklara ilham vermiştir. Sonraki yıllarda “kortikal yayılan depresyon” adıyla ve modern tekniklerle binlerce araştırmaya konu olan bu durum Dr. Lashley’i haklı çıkarmıştır.

Günümüzde aura ve beyindeki geri planı hâlâ güncelliğini korumakta, ataklarda ve devamında olan değişiklikler konusunda bilgimiz arttıkça merakımız da katlanarak büyümektedir. Bu bilgiler ışığında daha da özenle dinlemeye çalıştığımız hastalarımızın bize ifade ettiği görme sorunları, kas güçsüzlüğü, konuşma bozuklukları, duyuları algılama sorunları ve hatta baş dönmesi gibi denge bozuklukları aura bağlamında özen gösterilmeyi hak etmektedir.

Bir diğer önemli nokta, auralı migreni olan kişilerde saptanan kalpteki iki karıncık arasında, anne karnında iken var olup doğumdan sonra kapanan deliğin korunmuş olması (Patent Foramen Ovale [PFO]) durumudur. Farklı araştırmalarda auralı migren olgularında %40’ı bulan oranlarda saptanan bu delik tek başına bir anlam taşımaz açıkçası. Ancak migrenle birlikte değerlendirildiğinde, hastada karın içi basıncını artıracak olan ıkınmak gibi bir aktivite sırasında, kirli kan ile temiz kanın karışmasına sebep olabilir. Bu durum, auralı migren hastalarında diğer migrenlilere oranla daha sık gözlenen beyin kılcal damar tıkanıklıklarını açıklamak için makul bir yoldur. Bu birliktelik bundan 15 yıl kadar önce tıp dünyasında büyük heyecan yarattı. Hatta deliği kapatmanın migren ağrılarını bitireceği bile iddia edildi; ancak görüldü ki delik kapatılırsa damar setliği ve kılcal damar tıkanıklıkları nispeten azalıyor ama migren ağrılarında kayda değer bir değişiklik olmuyor maalesef!

İyi bir gözlem gücü olan hastalar ve hekimler sayesinde bu günlere gelen güncel migren bilgileri ışığında her baş ağrısı olgusunda aura sorgulamayı kural kabul ediyoruz. Eğer aura varsa hastamızda, mutlaka kalp doktorundan ultrasonla PFO bakmasını istiyoruz. Burada bir sorun çıkarsa, hastamızın deliğinin kapanıp kapanmayacağı konusunu değerlendiriyoruz. Bu hastamızı damar sertliği ve sonuçları hakkına her defasında dikkatle bilgilendiriyoruz. Gerisi, her bireyin kendine kalmış, değil mi?

(Epilepsi*: Genellikle şuur kaybı ile birlikte olan ve nöbetlerle giden bir sinir sistemi hastalığı. Beyin foksiyonunda kısa süreli bir bozukluk olarak tariflenebilir. Bir grup beyin hücresi ani olarak elektrik deşarjı göstermekte ve nöbet ortaya çıkmaktadır. Nöbeti başlatan asıl sebebin sinir hücreleri arası akım geçişiyle vazifeli maddelerarası dengesizlik olduğu sanılmaktadır.)

Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.

Yazar hakkında

Prof. Dr. Aynur Özge

Yorum Yap