Sağlık Profesyonelleri için Çocuk ve Ergenler İçin Ebeveynler İçin

Kadınların ya da kız çocuklarının kaderi midir migren? Peki ama neden?

Bir hikâye vardır. Bir gün Tanrı, “Âdem, aşağıdaki vadiye in” der.

Âdem sorar: “Vadi nedir Tanrım?”

Ve Tanrı konuşur: “Adem, bu nehri geçmelisin.”

Âdem sorar: “Nehir nedir Tanrım?”

Ve Tanrı yeniden konuşur: “Âdem, bu dağı aşmalısın.”

Âdem sorar: “Dağ nedir Tanrım?”

Ve Tanrı yeniden konuşur: “Bu dağın arkasında bir mağara bulacaksın.”

Âdem sorar: “Mağara nedir Tanrım?”

Sonra Tanrı şöyle der: “Mağarada bir kadın bulacaksın.”

Âdem sorar: “Kadın nedir Tanrım?”

Tanrı isteğini dile getirir: “Sizin üremenizi istiyorum.”

Âdem sorar: “Bunu nasıl yapacağım Tanrım?”

Ve Tanrı ona bunu da anlatır…

Ve Âdem yola çıkar…

Vadiye iner…

Nehri geçer…

Dağı aşar…

Mağaraya girer…

Ve kadını bulur.

Aradan 15 dakika geçer ve Âdem Tanrı’nın yanına gelir.

Tanrı bu kez hafif sinirlenerek sorar: “Yine ne oldu Âdem?”

Ve Âdem sorar: “Migren nedir Tanrım?”

Bu mizansenden de anlaşıldığı üzere, insanlık tarihi kadar uzun bir süredir kadınların yüklendiği onca sorumluluğun yanı sıra, “özel” bir sınav mıdır migren? Orasını henüz bilemiyorum; ancak kadınlar ve migren yakınlığını anlatmaya çalışacağım size dilim döndüğünce.

Ergenlik öncesinde kız ve oğlan çocuklarda migren sıklığı birbirine yakındır genel olarak. Ergenlikten sonra kadın cinsiyet hormonlarından östrojen ve bu hormonla birlikte beyinde yaşanan bir dizi kimyasal değişim maalesef kadınları migren konusunda erkeklerden iki kat daha fazla risk altında tutar. Destekleyici bir gözlem migrenli kadınlarda adet günlerinde ağrıların sıklaşması ve daha şiddetli ataklar geçiriyor olmalarıdır. Bir diğer destekleyici gözlem ise, migrenli anne adaylarının yaklaşık üçte ikisinin hamilelik ve erken loğusalık dönemini baş ağrısı konusunda rahat geçirmeleridir. Zira, teknik olarak bu dönemler “östrojen” olarak bilinen kadın cinsiyet hormonunun az salgılandığı dönemlerdir.

Tersi durumda ise doğum kontrol hapı veya jinekolojik tedavi amacıyla verilen östrojen içeren hormon ilaçları henüz yeşermemiş migren tohumlarını aktifleştirebileceği gibi, var olan migren ataklarını da sıklaştırabilir. İlaveten, migrenli kişinin kullandığı hormon ilacı nedeniyle migrenin türü ve bireyin yaşadığı atakların sıklığı gibi ek değişkenlerle birlikte düşündüğümüzde, hastadan hastaya değişmekle birlikte bu kadınlarda felç riskinin 1,84 ile 3,65 kat arttığını söyleyebiliriz. Bu kadın eğer “auralı migren” adını verdiğimiz migren atakları yaşıyorsa, bu kez felç geçirme riskinin 6 kat artığı kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki Avrupa Baş Ağrısı Federasyonu’nun 2017’de yayınlanan uzlaşı raporunda “auralı migren” olguları için doğum kontrol hapı kullanımı YASAK kabul edilmiş, migrenin diğer türlerinde ise düşük östrojen içeren türleri hekim kararına bırakılmıştır. Her koşulda hastanın bilgilendirilmesi ve konunun öneminin aktarılması önemli bir noktadır. Buna karşın migrenli kişilerde östrojen içermeyen hormon ilaçlarının kullanımında herhangi bir sakınca bildirilmemiştir.

Bir gün 11 yaşında bir kız çocuğunu getirmişlerdi bana, baş ağrısı nedeniyle. Şöyle bir diyalog yaşanmıştı aramızda, küçük kızla:

“Hoş geldin. Nedir şikâyetin? Sana nasıl yardımcı olabilirim?”

“Doktor Hanım, ben sizden menopoz almaya geldim”

“Nasıl yani, anlamadım; bir daha açıklayabilir misin?”

“Anneannemin de başı ağrıyormuş eskiden, annem çok küçükken; ama o menopoz alınca geçmiş ağrıları. Anneme söyledim, ağrıları için alsın diye ama almıyor; o da baş ağrısı yüzünden yatıyor bütün gün, nerdeyse haftada en az üç-dört gün. Son zamanlarda benim de baş ağrılarım başladı. Ben annem gibi olmak istemiyorum. Sizden menopoz almaya geldim.”

Annesi mahcup bir gülümsemeyle bana bakarak, “Doktor Hanım, siz anlatın lütfen; ben bir türlü anlatamadım ona, menopozun alınamayacağını. Size sormak istedi. Ağrımızın bir çözümü var mı?” diye sordu.

Küçük kız haklıydı. Menopozdan sonra migrenli kadınların üçte biri ağrıdan azat edilir adeta. Ancak geri kalanlarda ağrı bazen şekil değiştirip hafifler, bazen de aynı coşkusuyla devam eder. Tüm bunlar kadınların hormonal kaderiyle kesişen migren gerçeğini destekleyen bilgiler. Daha kapsamlı açıklamalar da yapılabilir elbette; ancak ben kadınların migren, migrenin kendisi, müzmin formu ve istenmeyen sonuçları için dezavantajlı olduğunu ifade ederek sonlandıracağım sözlerimi.

O halde ne yapmalıyız?

Kadınlarda migrenin öneminin onların hormonlarından kaynaklandığını bilerek takviye hormon ilaçları konusunda dikkat etmeliyiz. Eğer migren kliniği ortaya çıkmışsa, bilişsel davranışçı tedavilerden ileri girişimsel tedavilere kadar her yolu deneyerek ağrıları kontrol altında tutmaya çalışmalıyız. Tüm bunların bir kader olmadığını iyice anlatarak hem kadınların hem de dolayısıyla toplumun yaşam kalitesini artırmaya çalışmalıyız.

Var mısınız?

(Ek Not: Menopoz, kadının adetten kesilmesidir. Menopoz için son adetten sonra 1 yıllık sürenin geçmesi gerekmektedir. Gelişen tanı ve tedavi olanakları insanların yaşam süresini uzatmıştır. Kadınların bu nedenle yaşamlarının yaklaşık 1/3’ü menopoz döneminde geçmektedir. Menopozun getirdikleri konusunda bilinçli olmak ve oluşan değişiklikleri kendi akışına bırakmamak, sağlıklı bir yaşlılığı da garantiler.)

Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.

Yazar hakkında

Prof. Dr. Aynur Özge

Yorum Yap